Girişinde tüylü ayıların, peluş şapkaların ve takıların satıldığı bir işhanının en üst katındaki hastane beyazı bir odada tanışmıştı bayan Padruga'yla. Her gün aynı saatte gelip aynı köşeye oturur, elindeki -her seferinde farklı olan- kitabı veya dergiyi karıştırıyormuş gibi yaparak dikkat çekmeden onun asansörden inip odanın kapısına doğru yürüyüşünü seyrederdi. Bayan Padruga tek merhabasını herkese eşit olarak paylaştırmaya çalıştığı için bu kısa süredeki paylaşımları ciddi bir boyuta gelemedi hiçbir zaman. Yine de en azından terapi süresince konuşabildiklerine şükrediyordu bay Drug. Kalabalıklar içinde çok konuşmayı sevmediği için, konuşurken mutlaka komik bir şeyler anlatması gerekiyormuş gibi hissettiği için bu terapiye ihtiyacı olduğunu düşünmüştü, ve şimdiyse bayan Padruga'nın varlığı nedeniyle iyice suskunluğa itmişti kendisini. Gruptakilerden bir kaçını gıyaben tanısa da kendisini rahat hissetmiyor, az çok tanıyabildiği tek kişi olan Boris'in varlığı bile onu daha çok konuşmaya ve bayan Padruga'ya hiç olmazsa kendisiyle ilgili biraz fikir vermeye itemiyordu.
devamı;
[link] adresinde...
Previous Page12345...Next Page